Aç kurt fırın yaktırır…

Yani açlık insana her şey yaptırır.

***

Allah ıslah etsin; şu DEAŞ militanlarının cep telefonlarındaki alçak paylaşımlar, basına yansıyınca aklıma bu deyim geldi.

Aç kurt fırın yaktırıyor, bilgi fakiri cahiller sürüsü ise koca bir devleti yakıyor!

Adını İslam Peygamberinden alan ordunun neferi Mehmetçik şehit düştükçe onlar, şöyle sevinmişler:

Bir sürü T.C. uşağını gebertmişler… Ohh iyi yapmışlar ölsün kafirler… Şimdi hemen şehit derler…

Bu cümleleri kuranların kadın olması bir yana, dinin rivayet ve aracılıkla getirildiği hale bakar mısınız?

Okumaya devam et

‘Anayasa Değişiklik Paketi’ne dair bir süredir MHP’de yaşanan tartışmaların ardı arkası kesilmiyor.

Yönetim pakete “Evet” diyeceğini açıklasa da parti tabanında tam bir bölünmüşlük söz konusu…

Açıkçası MHP gibi bir dava partisinde böyle bir çelişkinin yaşanıyor olması pek izah edilebilecek türden değil. Değil, çünkü MHP bu haliyle dava partisi hüviyetini kaybetmiş sıradan bir siyasi parti görüntüsü veriyor.

Üstelik çelişki sadece bununla da sınırlı değil.

Örneğin;

Okumaya devam et

15 Temmuz darbe girişimi başarıya ulaşsaydı ne olacaktı?

Öncelikle ordu içinde çatışma yaşanacak, ardından ülkede bir iç savaş çıkacak ve bu sırada Irak ve Suriye sınırından Türkiye’ye girecek PKK/PYD’li katiller, Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki birçok ilde yönetimi ele geçirecekti…

Kimdi bu kanlı planın sahibi? Tabii ki ABD…

O gece İncirlik Üssü’nde suçüstü yapılan ABD’li askerleri anlatmaya gerek yok. Yine İstanbul Büyükada’daki otelde buluşan ve aralarında Fethullah Gülen’in ABD’deki hamisi Graham E. Fuller ile yardımcısı Henri Barkey’in de bulunduğu CIA ekibini de… Girişim başarısız olunca tası tarağı toplayan Fuller, FETÖ’cü askerler tarafından helikopterle Yunanistan’a kaçırılmıştı…

Peki neydi amaç?

Türkiye’ye, Lozan’la çöpe attığı Sevr Antlaşması’nın koşullarını 100 yıl sonra kabul ettirmek ve ABD’nin ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ndeki en önemli etabı sorunsuz geçmekti.

Okumaya devam et

Sanki çok matah bir şeymiş gibi şöyle diyordu memleketimin aydın insanı:

“Gördünüz mü DEAŞ nasıl yaktı Mehmetçikleri!”

Gördüm be kardeş gördüm. Biliyorum muhalifsin düzene. Nitekim bunun kara propaganda amacıyla önceden çekilmiş düzmece bir film olabileceği ihtimalini de düşünmeden diyorsun ki:

Kötü yönetilen bir memleketin askerini işte böyle yakarlar…

Haklısın da…Ama asıl ateş öyle benzinle yakılan ateş değil…

Bu ateş başka ateş… Şeytani bir ateş!

Ve asıl soru; bu şeytani ateşi kim veya kimler yaktı, kim ya da kimler ne kadar odun taşıdı!

Kimler hala taşımaya devam ediyor…

Okumaya devam et

Kanlı darbe girişimi, terör örgütleriyle mücadele, Orta Doğu’daki gelişmeler, ekonomideki kan kaybı, AP’nin üyelik müzakerelerinin askıya alınması yönündeki tavsiye kararı, “Başkanlık Sistemi” ve Anayasa değişikliği çalışmaları…

İşte Türkiye’nin gündemi…

Böylesine bir gündemle boğuşurken, hep birlikte “İkinci Kurtuluş Savaşı”ndan bahsediyoruz.

Çünkü koca bir devleti, “bir ajanın” kadrolarına teslim etmenin yanı sıra yine bu kadroların içini doldurduğu veya reform olarak sunduğu politikaların gerçekte amacının ne olduğunu yeni yeni öğrenmeye başladık…

Okumaya devam et

Bursa küçük bir şehir…

Herkes birbirini bilir…

Ne kadar algı operasyonu yaparsan yap, gerçekler bir şekilde ortaya çıkar.

Kaldı ki kumpasçıların sonu ortada işte…

Özetle yalancıların, ruh hastalarının ve iftiracıların mumu, ancak yatsıya kadar yanar…

Evet…

Ben söylemiştim” demek istemiyorum ama 23 Mart 2016 tarihli “Fabrika ayarları!” başlıklı yazımda; Türkiye’yi bekleyen tehlikeyi bir şekilde dile getirmeye çalışmıştım.

Nitekim bugün kanlı bir kalkışmanın yaralarını milletçe sarmaya çalışıyoruz. Güvenlik güçlerimiz, millet iradesine bombalar atan katillere yönelik operasyonlarını ve soruşturmalarını sürdürüyor. Devletimiz de bir daha böyle bir kalkışmanın yaşanmaması için tüm tedbirleri almaya çalışıyor…

Okumaya devam et

Artık bu saatten sonra kimse ABD’nin tam bir baş belası olduğunu inkâr edemez…

Bir kez daha gördük ki; bu ABD, “el taşıyla eli vurma” konusunda çok ama çook ustaymış!

Acı bir hadise yaşadık ama “her şerde bir hayır varmış…

Bugün Türkiye’nin “iktidarıyla, muhalefetiyle, milli ordusu ve milli polisiyle kenetlenmiş halini görmeyi” gerçekten çok özlemiştik…

Umarım bu tablo hep böyle sürer…

Okumaya devam et

Anladık ki; düşman dersine iyi çalışmış!

Bizim hamasi nutuklara kullandığımız tarih bilgisini, onlar başka türlü kullanıyormuş.

Bu son yaşadığımız acı olayda gördük ki:

Hem Selçuklu hem de Osmanlı’yı çok iyi irdelemişler. İki büyük devleti çöküşe götüren her başlığı, her olayı, günün imkânlarındanfaydalanıp daha mükemmel bir halde bize sunmuşlar…

Hiç acele etmeden, sabırla sonuç alacakları günü beklemişler…

Ama Allah bu kan emicilerefırsat vermedi ve 8 bin yıllık Türk yurdunun bugünkü sakinleri,bunlara öyle bir tokat bastı ki, şamarın sesi Pentagon’un duvarlarında yankılandı…

Okumaya devam et

Murat ağabeyi 1991’de Batman’da tanımıştım. Şofben zehirlenmesi nedeniyle tedavi gördüğüm hastane çıkışında sırtından çıkarıp omuzlarıma attığı polis montunun sıcaklığını hâlâ hissederim…

Özel Harekât’ta görev yapan Murat ağabeyimle çok sık görüşemesek de iyi haberlerini alırım. Tayini Batı’ya çıksa da mesaisi terörün yoğun olduğu bölgelerde geçtiği için yuvasını dağıttı.

Üç çocuk babası Murat ağabey, en son görevlendirildiği Cizre’de ağır yaralandı. Gerçi, bu onun ilk yediği kurşun değildi ama durumu bu kez ciddi idi. Şarapnel parçaları bir hayli yıpratmıştı bedenini.

Neyse ki Allah O’nu bize bağışladı. Kısa sürede ayağa kalktı ve emekliye ayrılmak istedi. Müdürüne niyetini açınca da şu karşılığı aldı:

“Murat ne emekliliği!.. Şehit olana kadar bu işi yapacaksın. Sana emeklilik haram, şehitlik helal!..”

“Emredersiniz müdürüm” demiş Murat ağabey, makamdan çıkarken. Şu an Hakkari’de şehit olabilmenin mücadelesini veriyor.

Okumaya devam et

15 Temmuz, Türk demokrasi tarihine kanlı bir leke olarak işlenecek…

Muhtemel ki biz çocuklarımıza, onlar da torunlarımıza şunu anlatacak:

“Bu milletin imkânlarından faydalanarak TSK’da rütbe ve görev almış, ana babalarının Türkçe isimler verdiği ABD’nin hizmetkârı hainler, kanlı bir darbe girişiminde bulundu… O gün bu hainler ordumuzdan gasp ettikleri tanklarla, uçaklarla ve helikopterlerle sivilleri katletti, Gazi Meclisimizi, beton delici mühimmatla bombaladılar…”

Ardından bugün de olduğu gibi şu soruyu yöneltecekler:

Ne oldu da böyle bir acıyı yaşadık, bu kadar demokrasi şehidi verdik?

Okumaya devam et