Seni o ateşe atanlar!

Sanki çok matah bir şeymiş gibi şöyle diyordu memleketimin aydın insanı:

“Gördünüz mü DEAŞ nasıl yaktı Mehmetçikleri!”

Gördüm be kardeş gördüm. Biliyorum muhalifsin düzene. Nitekim bunun kara propaganda amacıyla önceden çekilmiş düzmece bir film olabileceği ihtimalini de düşünmeden diyorsun ki:

Kötü yönetilen bir memleketin askerini işte böyle yakarlar…

Haklısın da…Ama asıl ateş öyle benzinle yakılan ateş değil…

Bu ateş başka ateş… Şeytani bir ateş!

Ve asıl soru; bu şeytani ateşi kim veya kimler yaktı, kim ya da kimler ne kadar odun taşıdı!

Kimler hala taşımaya devam ediyor…

***

Ama anladım ki okuyamamışsın 15 Temmuz gecesindeki kanlı kalkışmayı!

CIA ve maşalarının darbeyi, asıl Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yaptığını, kalkışmanın final sahnesini sokak ortasında bu millete “Mehmetçik”ini dövdürerek çektiklerini…

Ama bir tek sen misin kör olan? Üzülme yalnız değilsin, hepimiz ama olduk. Sonra biz yaktık o şeytani ateşi…

“Darbeci ordu” dedik, “vesayetçi zihniyet” dedik, “dinsiz ordu” dedik, “faşist ordu” dedik…

O kadar densizleştik ki görevi başında veya çatışmada bu ülke için can veren askerlerin şehitliğini bile sorguladık. Boşalttık şehitlik ve gazilik kavramlarının içini…

Parayla askerlik denen bir şeyi icat ettik. Bu işi yüreklerden çıkardık, maaşa bağladık, paraya tahvil ettik…

Yetmedi!

TSK’ya bu kadar büyük bütçeler ayrılmasını “olur mu canım” diye eleştirdik. Utanmadan savunma harcamalarımızı soygun ve savaş bütçesi olarak nitelendirdik. Anlayamadık “Güçlü Ordu, Güçlü Türkiye” sloganıyla neyin amaçlandığını. Bu sloganı haykıran Genelkurmay Başkanı’nı bile ‘terör örgütünün başı’ suçlamasıyla cezaevine yatırdık…

***

Üstüne; 64 yıl öncesinden şer yuvası NATO’ya bulaştırdığımız TSK’nın vatansever subaylarını, yine bildik işbirlikçilerinin tertipleriyle yargıladık, hapislerde çürüttük, ağır suçlamalarla itibarlarını sıfırladık…

“Bu ordunun mevcudu çok fazla” dedik; 5 yılda TSK’nın personel sayısını 750 binden 400 bine düşürdük…

Bu da bir şey mi?

Eskiden sokaklarda üniformalarıyla dolaşırken hepimize güven veren, gururlandıran subayımızı, askerimizi, şehirde gezemez hale getirdik…

Dedim ya körüz biz köööör…

Göremedik BOP’un önündeki en büyük engelin Türk Silahlı Kuvvetleri olduğunu…

***

Şimdi uyandık ama iş işten geçti…

Çünkü üst akıl bizlere tüm bunları yaptırıp, “aferin tam da bu” diye alkış tutarken, düşmanlarımızı öylesine beslemiş, öylesine güçlendirmiş ki!

Ve biz yine aldatılırken, uyutulurken; dümenini kırdığımız koca donanmamızı balıkçı filosuna, hava kuvvetlerimizi ise başı kopartılmış kartala dönüştürdük…

Bugün kaçımızın yüzü kızarıyor bilemiyorum ama Mehmetler aslanlar gibi al kanlara boyanmaya devam ediyor…

***

Olsun be Mehmedim,yiğidim benim. Hem bunlar ne ki; sen ne felaketler gördün.

Tarih seni, hep küllerinden doğuşunlaanlatmadı mı? Yine anlatacak vefalı Türk’ün askerini…

Sonra üzülme yalnız değilsin.Bak ben varım, biz varız, milyonlar var yanında…

Belki karınca misali ağzımızda taşıdığımız su, o şeytani ateşi söndürmeye yetmez biliyorum ama ne diyorduk biz:

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

“Medeniyet” dediğin tek dişi kalmış canavar?

***

Tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun…

Biz onlardan razıyız ama inşallah onlar da mahşerde bizden razı olurlar!

Olurlar mı sizce?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir