Sevsinler seni Stephenson!

William Stephenson(1897-1989), Batı’da özellikle de İngiltere’de hayranlık uyandıran bir isim…

II. Dünya Savaşı yıllarında İngiltere Başbakanı Winston Churcill’e bir istihbaratçı olarak hizmet vermesi, kökeni asker olan ve sonrasında ticarete atılan Stephenson’un adını ‘spymaster’a yani “ana casus”a çıkarıyordu.

Aslında çok ilginç bir hayat hikâyesi var Stephenson’ın…

Batılı tarihçiler, I. Dünya Savaşı’nda İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri’nde görev yapan sonrasında ise çelik sanayinde faaliyet gösteren iş adamı Stephenson’ı, Almanların ağır silah ve tank imal ettiği bilgisini Churcill’e ilk rapor eden kişi olarak tanıtıyor. Bu bilgi karşılığında önce Churcill’in güvenini kazanan Stephenson, tepeden inme MI6’da görevlendiriliyor ve İngiliz istihbaratının ABD’deki New York İstasyon Şefliği’ne atanıyordu.

Churcill’in Stephenson’a tevdi ettiği görev ise “ABD’yi, Almanlar karşısında hırpalanan İngiltere’nin yanında II. Dünya Savaşı’na sokmaktı…

Rockefeller İş Merkezi’ndeki ofisinde çalışmaya başlayan Stephenson, kısa sürede ABD’deki Alman politikacıları baştan çıkaracak bir fahişe ordusu, zorla adam kaçıracak bir ekip, diplomatik postaları iz bırakmadan açıp okuyacak uzman bir grup, konsolosluklar ve elçiliklerden şifre defterlerini çalabilecek profesyonel kasa hırsızlarından bir ekip oluşturdu.

Ardından o dönemin ünlü sinema sanatçıları Greta Garbo, Marleine Dietrich ve Erroll Flynn, ünlü gazeteciler Walter Lippman, Walter Winchell ve Drew Pearson, ünlü roman yazarı Rex Stout ile ünlü Reklamcı Davit Oglivy gibi birçok ismi bu ekibe dahil etti.

***

Peki, sonra ne oldu?

ABD’yi savaşa sokmak amacıyla fahişeler, kasa hırsızları, fedailer işe koyuldu. Alman diplomatlar birer birer köşeye sıkıştırılırken, büyük bir algı kampanyasının da düğmesine basıldı.

Rex Stout’un hazırladığı savaş yanlısı afişler Amerikan’ın dört bir yanına dağıtıldı. Davit Oglivy’in hazırladığı propaganda metinleri ve reklam çalışmaları basına servis edildi. Ama haberlerin tamamı; bizdeki “Ergenekon” tertibinde olduğu gibi uydurma idi.

Örneğin; Hitler’in Hristiyanlığı yasaklayıp tüm kiliselere gamalı haç takacağı öne sürüldü. Bolivya’daki askeri darbeyi destekleyen Nazilerin uçak yapımı için ülkedeki volfram madenlerini ele geçirdikleri, Almanların Amerika’yı işgal planlarının olduğu, tamamen İspanyollardan oluşan faşist bir ordunun Meksika’daki gizli kamplarda eğitim gördüğü bıkmadan, usanmadan anlatıldı, yazdırıldı, çizdirildi…

Hatta Stephenson’un çizdirdiği uyduruk Nazi işgal haritası, Başkan Roosevelt tarafından Kongre’de ‘Tarafsızlık Yasası’nın kaldırılması için yapılan oturumda en önemli belge olarak üyelere sunuldu.

Gerçi Stephenson, tam amacına ulaşacağı sırada Japonlar Pearl Harbor’a saldırınca, Churcill’in hayali kendiliğinden gerçeğe dönüştü. Sonrası malum ABD, savaşın seyrini değiştirdi. Almanlar büyük bir yenilgiye uğratıldı.

***

Birkaç gün önce biz de süper casus William Stephenson ile aynı soyadı taşıyan İngiliz vatandaşı Chris Stephenson’u sınır dışı ettik. 25 yıldır Türkiye’de yaşayan ve Bilgi Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapan Chris Stephenson, “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildirinin imzacısı 3 tutuklu akademisyene destek için gittiği adliyede PKK propagandası yapmak suçuyla gözaltına alındı. Londra’ya paketlenen Stephenson, okuldaki derslerini internet bağlantısıyla sürdürdü ve öğrencilerine şu mesajı verdi:

İşimiz çok kolay olmayacak. Umarım en kısa zamanda görüşürüz. Pes etmeyeceğim, devam edeceğim. Uzun süre bu mücadelenin bir parçası oldum ve vazgeçmeyeceğim…

Stephenson’ın T24 haber sitesinde 4 Ocak tarihli bir yazısını okumuştum. “Hendekler, özerk bölgeler ve barış – İrlanda’nın gerçek dersleri” başlıklı yazının detayına girmeyeceğim ama özetle “barış için özerk yönetimlerin şart olduğu” vurgusunu yapıyordu.

Yani Stephenson barış için Türkiye’nin bölünüp, parçalanması şartını koşuyordu tıpkı PKK’lılar gibi…  

Üstelik bu uğurda mücadelesinden asla vazgeçmeyecekmiş.

***

Sevsinler seni Stephenson…

Acaba diyorum;

Bu Stephenson, Ermenistan üzerinden Avrupa’ya kaçacak kadar alçaklaşan Savcı Zekeriya Öz gibi, Türk ordusunun şerefli mensuplarına kumpas üstüne kumpas kuranların ve onların kalemşorlarının bağlı olduğu istasyonun Türkiye Şefi olabilir mi?

Şu malum Arı Grubu’nun kontrolünde olduğu öne sürülen Bilgi Üniversitesi yönetimine de bir şeyler söylemek isterdim ama!

Memlekette YÖK var kardeşim…

Bi’zahmet gereğini yapsınlar!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir