Sorgulamak gerek!

Artık bu saatten sonra kimse ABD’nin tam bir baş belası olduğunu inkâr edemez…

Bir kez daha gördük ki; bu ABD, “el taşıyla eli vurma” konusunda çok ama çook ustaymış!

Acı bir hadise yaşadık ama “her şerde bir hayır varmış…

Bugün Türkiye’nin “iktidarıyla, muhalefetiyle, milli ordusu ve milli polisiyle kenetlenmiş halini görmeyi” gerçekten çok özlemiştik…

Umarım bu tablo hep böyle sürer…

***

Peki, bu tablonun süreklilik arz etmesi için ne yapmamız gerekiyor?

Cevap basit:

Yaşadıklarımızdan ders çıkarmamız gerekiyor.

Özellikle “Ne oldu da biz bugünlere geldik?” ve “Bu yapıyla devletimizi teslim almak isteyenler, bize neler yaşattı, bizi nasıl yönlendirdi veya bizi nasıl uyuttu?” sorularının cevabını çok iyi vermemiz gerekiyor…

***

Üstelik anladık ki; Türkiye’nin bütün siyasi kırılmaları, darbeler hep bunların işine yaramış. Hep bu yapının değirmenine su taşımış. O zaman geçmişi daha iyi sorgulamamız gerekiyor.

Belki daha gerilere de gitmekte yarar var ama sorgulamaya;

1 Mayıs 1977’de Taksim Meydanı’nda 34 yurttaşın can verdiği, 130 vatandaşın da yaralandığı kanlı saldırıdan başlamak başlayacak olursak;

Sonrasında ise;

“Taksim’deki olayların arkasında kontrgerilla var” diyen rahmetli Bülent Ecevit’in, 7 Mayıs 1977’deİzmir-Çiğli’de uğradığı suikastı,“Kontrgerillayı dava konusu yapan Ankara Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz’ün can verdiği 24 Mart 1978’deki saldırıyı,

Aralık 1978’deki kanlıKahramanmaraş olaylarını,

1979’daki Abdi İpekçi,1980’deki Gün Sazak cinayetlerini,

Aynı yıllarda sağdan-soldan binlerce vatan evladının evinde, işyerinde, meydanlarda can verdiği olayları,

Bugünkü cuntacıların da idolü olan ABD’nin çocuğu Kenan Evren’in 12 Eylül 1980’deki askeri darbesini,

1990’daki Çetin Emeç, Turan Dursun ve Bahriye Üçok’un ölümüyle sonuçlanan 3 ayrı silahlı saldırıyı,

Ocak 1993’te“F tipi yapılanmanın 30 yıl sonra devleti ele geçireceğini” söyleyen Uğur Mumcu’nun katledildiği bombalı saldırıyı, yine aynı yıl Sivas’ta Madımak Otel’de tam 37 canın ateşe verilmesini, Erzincan Başbağlar’da 33 masum insanın kurşuna dizilmesini, Bingöl’de 33 silahsız askerin şehit edilmesini,

1995’te Gazi Mahallesi’nde 17 masum vatandaşın hayatını kaybettiği olayları,

1997’deki “postmodern” darbeyi, ardından 20’ye yakın bankadan milyarlarca doların hortumlanması, Rahmetli Ecevit’in şifa bulsun diye yatırıldığı bir hastanede öldürülmeye çalışılmasını,

Ekim 1999’da Ahmet Taner Kışlalı’nın can verdiği bombalı saldırıyı,

Binbaşı Cem Ersever ve Orgeneral Eşref Bitlis cinayetlerini…

Sinagoglar, konsolosluklar, bankaların bombalanmasını,

Batman merkezli kurdurulan Hizbullah cinayetlerini,

Hablemitoğlu cinayetini, özetle bütün kuşku duyduğumuz hadiseleri, Uludere ve Rus uçağının düşürülmesidahil her şeyi ama her şeyi yeniden ele almamız şart…

***

Yok, artık o kadar da değil” diyenlere şu soruyu yöneltirim:

1960-1970 yılları arasında MİT’in atası olarak kabul edilen MAH’ın Ankara’daki binasının bir katının ve İçişleri Bakanlığı’mızınbinasında bir ofisin CIA ajanlarına tahsis edildiği gerçeğini bugün kim inkâr edebilir ki?

Hadi o geçmişte kaldı ama bugün daha somut bir delilimiz var:

TSK’da yuvalanan “CIA destekli bir yapı”nın 15 Temmuz gecesi kalkıştığı kanlı darbe girişimi…

***

Bakalım bu işleri sorgulayabilecek yürekli bir ‘Cumhuriyet Savcısı’ çıkabilecek mi?

Çıkar mı sizce?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir